<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8998442317302378234</id><updated>2011-08-01T14:11:56.810-07:00</updated><title type='text'>BATI</title><subtitle type='html'>Bunu hissedebiliyor musun?</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://batiali.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://batiali.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Batı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04253049522390727186</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://tn3-2.deviantart.com/fs14/300W/f/2007/041/5/4/gatinho_in_the_tide_by_poivre.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8998442317302378234.post-6715633220862339840</id><published>2008-11-29T15:54:00.000-08:00</published><updated>2008-11-29T15:55:44.125-08:00</updated><title type='text'>Olmamak kendin...</title><content type='html'>Tek bir gözümü açtım,&lt;br /&gt;Bir bulut karşımda.&lt;br /&gt;Dedi ki "işin püf noktası&lt;br /&gt;doğru anı seçmektir."&lt;br /&gt;Yıldırım olmuşum meğer,&lt;br /&gt;doğru anı bekledim.&lt;br /&gt;Ne zaman ki gök gürledi&lt;br /&gt;Bulut da konuştu.&lt;br /&gt;"İşte bunu kastettim."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8998442317302378234-6715633220862339840?l=batiali.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/6715633220862339840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/6715633220862339840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://batiali.blogspot.com/2008/11/olmamak-kendin.html' title='Olmamak kendin...'/><author><name>Batı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04253049522390727186</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://tn3-2.deviantart.com/fs14/300W/f/2007/041/5/4/gatinho_in_the_tide_by_poivre.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8998442317302378234.post-8753018335472707914</id><published>2008-08-03T14:41:00.000-07:00</published><updated>2008-08-03T14:46:16.745-07:00</updated><title type='text'>Büyümüş de Küçülmüş</title><content type='html'>Kararı o verdi. Zaten hep o verir. Bize fikrimizi sorsa da, hep kendi dediğini yapar. Bu konuyla ilgili çeşitli teorilerimiz var. Bir arkadaşım bir gün şöyle söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında bir gün, içimizden birisi ona gerçekten iyi bir fikir söylüyor ve o da bunu uygulamaya karar veriyor. Fakat, içimizden birisinin fikrini kullandığını bilmemizi istemiyor. Bu yüzden de o fikri bulan kişiyi “yok ediyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki bu son iki sözcük tüylerimi diken diken ediyor. Çünkü “yok olmak” söz öbeği, evrenden tamamen kaybolmak, aslında hiç var olmamak demek. Dostlarınız sizi hatırlamaz, zaman tümüyle değişir, varlıklarda öyle. Peki bunu yapmaya gücü var mı? Elbette… Biz melekler, ona sonsuz bir saygı duyarız, (duymak zorundayız.) ve biraz da korktuğumuzdandır ki, her isteğini yerine getiririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun ismi ‘Şeytan’ ve yeryüzünün dokuzmilyondokuzyüzbindokuzyüzdoksandokuzuncu defa yok oluşu için bizden bir fikir talep ediyor. Ben ise, fikrimin fazla değişik ve güzel olmamasına özen göstererek (özellikle şeytanın sevmeyeceği türden) bir fikir atıyorum ortaya. Şöyle söylüyorum. “İnsanlar iyilik yapmadıkları takdirde ölsünler.” Gözleri parlayarak bakıyor bana ve bir kahkaha atıyor. “İyilik yapmayan ölsün mü? Tam tersi daha güzel olmaz mıydı sevgili meleğim? Bu kadar saf bir fikir daha duymadım ben.” Utançtan yüzüm kıpkırmızı kesiliyor ve oradan ayrılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölmediğim için şanslıyım çünkü ‘Şeytan’, bir bakıma benim fikrimi kullanıyor. –Sanırım hala bu satırları ‘düşünebildiğime’ göre, dostumun teorisi çürümüş demektir.— Şeytan, benim fikrimi biraz değiştirerek kötüler konseyine oylamaya sunuyor. Son derece gaddarca olan bu fikrin babası olmak beni üzüyor. Oylama %100’le kabul görüyor. (Arkadaşımın teorisine göre milyonlarca seferdir %100 oy olmasının sebebi, ret oyu verenlerin “yok olması”.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünün son yok oluş biçimi için şu fikir hayat buluyor: (Böyle yazınca –düşününce- bir garip oldu.) &lt;em&gt;Yeryüzünde meydana gelen herhangi bir kötü eylem, gezegenin küçülmesine yol açacak. Gezegen küçüldükçe, yaşanacak yer kalmayacak, canlılar azalacak. Ta ki, tek bir kişi kalana kadar. Zamanın sonuna kadar yeryüzü, artık o tek kişinin emri altında, sonsuza kadar var olacak.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bunun durduramadılar. Kendi yok oluşlarına sebebiyet vermesine rağmen, insanoğlu bunu durduramadı. İçlerindeki kötülük hiçbir zaman dinmedi ve nesilden nesle aktarılmaya devam etti. Birkaç yüzyıl içinde diğer dokuzmilyondokuzyüzbidokuzyüzdoksansekiz defa olduğu gibi bu seferde yeryüzünün sonu geldi. Gittikçe küçülen gezegen insanlara dar gelmeye ve bu sebeple yaşanacak yer kalmayınca da birbirlerini öldürmeye kadar vardı. Kötülük kötülüğü doğurdu, iyilikler ise zamanla yaşlanıp yok oldu. İnsanoğlu kendi kendini yok etti ve bu güzel planıyla ‘Şeytan’ kılını bile kıpırdatmadan bir başarıya imza atmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünün sonu geldiğinde ve mini minnacık bir gezegen haline dönüştüğünde üzerinde tek bir küçük canlı vardı. Olan biten her şeyden habersiz bir şekilde yaşıyordu minik gezegeninde. Canından çok sevdiği, her gece üşümesin diye üzerini fanusla kapattığı minik bir çiçeği, son macerasından bulduğu, çiçeğine zarar vermesin diye kutunun içinde sakladığı küçük bir koyunu vardı. Oturmuş bir resim çiziyordu. Dıştan ve içten fil yemiş bir boa yılanı resmiydi bu. Gülerek baktı resmine. Daha 5 dakika önce izlemesine rağmen tekrar özlediği için oturduğu iskemlesini çevirerek günbatımını izlemeye koyuldu. Küçük bir gezegene sahip olmanın avantajıydı bu. İstediğiniz zaman günbatımını izleyebiliyordunuz. İsmi Küçük Prens’ti bu çocuğun ve hayatının sonuna kadar küçük kaldı, mutlu yaşadı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8998442317302378234-8753018335472707914?l=batiali.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/8753018335472707914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/8753018335472707914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://batiali.blogspot.com/2008/08/bym-de-klm.html' title='Büyümüş de Küçülmüş'/><author><name>Batı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04253049522390727186</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://tn3-2.deviantart.com/fs14/300W/f/2007/041/5/4/gatinho_in_the_tide_by_poivre.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8998442317302378234.post-2174086514748989385</id><published>2007-08-02T04:10:00.000-07:00</published><updated>2007-08-02T04:24:10.275-07:00</updated><title type='text'>Gönül Çelen</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kader…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Onu değiştirebileceğini düşünüyorsan eğer, bil ki ona sebebiyet vermek üzeresin. Ancak, “Yapacağın şeyden şu an vazgeç.” Diyemem, çünkü kader, vazgeçmenin sebebiyet verdikleri de olabilir. Bu yüzden kader, seni derin bir çaresizliğe hapseder. Umudunu kaybetmene yol açar. Sana asla açık bir kapı bırakmaz. Kader, oyunun sonudur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ya da başlangıcı…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hatırladığım en eski anım, onunla ilk tanıştığım zamana ait. 4 yaşındayım. Elimdeki sıcaktan erimiş çikolatanın yarısını ona uzatıyorum ve bana gülümseyip alıyor. “Merhaba. Benim ismim Dilek. Ya seninki ne?” Dilim tutuluyor. Ona ismimi haftalar sonra söyleyebiliyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Artık yorgunluktan titreyen ellerim, makinenin üzerinde son ayarlamaları yapıyor. Son arızadan bu yana 2 sene geçti ve bu zaman içerisinde her şey tekrar yapılandırıldı. Arıza çıktığı zaman tek bir parça olan ana gövde, şimdi altı parçadan oluşuyor ve bu parçalar, mekanik kollarla yan parçalara tutturuluyor. Makine çalıştırıldığı zaman, gövdedeki altı parça simetrik olarak dönmeye başlıyor. Makineye girecek olan kişinin akıl sağlığının yerinde kalabilmesi için bilincini koruması ve saniyede otuz tur atan gövde sebebiyle, sağlam bir mideye sahip olması gerekiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Zaman yolculuğu yapacak kişi, üç aylık sıkı bir disiplinle eğitimden geçiriliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Okulu astığımız zamanlardan birinde, deniz kıyısında oturuyoruz. Bu anı önemli benim için. “Hadi gel, iki bira kapalım.” diyorum ona, bana burnunu kıvırarak bakıyor. “Bira mı? Meyve suyu alsak?” O gün, onun alkol kullanmadığını öğreniyorum ve sebebini soruyorum. Bana şöyle diyor. “Ben uzun yaşamak istiyorum. Yaşadığım süre boyunca da insanlara yardım etmek. İçki içerek bunu başaramam değil mi?” Evet, haklı. Ve bunu ispatladı. Hayatı boyunca her türlü fedakarlıkta bulunarak insanlara yardım etti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Liseden arkadaşım Cihan yanıma geliyor. “İstersen biraz dinlen. 3 gündür uyumuyorsun.” 3 gün oldu mu yahu? “Az kaldı Cihan. Yapzekden geldiler mi?” Yapzek, Türkiye’nin en uzman kadroya sahip yapay zeka şirketiydi. Zamanda yolculuk makinesinin, işlem başlatıldıktan sonra herhangi bir sorunla karşılaşması durumunda, yapay zeka duruma müdahale edebilecekti. “Onlar dün gelmişti.” diye cevap verdi Cihan. İşte o anda, biraz dinlenmem gerektiğini anladım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yaşlanmıştım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gençtik. Ama o biraz erken yaşlanmıştı. Her gün okula giderken görüyordum onu. Artık eskisi kadar konuşamıyorduk. Sürekli çalışıyordu. Gönüllü olarak pek çok yardım kuruluşuna başvurmuştu. Ona yardım etmek istiyordum. Bir gün sabah her zaman oturduğumuz Gönül Çelen isimli kafe de bunu önerdiğimde bana şöyle söyledi. “Benim yardıma ihtiyacım yok. Ama yardıma ihtiyacı olan çok insan var. İstersen bunları bulmana yardımcı olabilirim.” Kabul etmemiştim. Sadece kendisine biraz daha dikkat etmesini söylemiştim. O ise gülümsemişti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Merak etme, ben ikimize yetecek kadar insana yardım ederim.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çalışma masama kafamı yaslayıp biraz kestiriyorum. Ama bu o kadar zor ki. Düşünceler asla bırakmıyor beni. Henüz bağlantısı yapılmamış kablolar kafama giriyor, manyetik alan çizgileri beynimin içinde kesişiyor, bir programda eksik kalmış satırlar aklımı kurcalıyor. Tam vazgeçtim diyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Neden sonra orada bir kadın görüyorum. Esmer uzun saçlarını geriye atıyor, şöyle bir başını çevirip bana bakıyor puslu camın ardından. Ah o gözler… Bir an daha görebilmek için her şeyi verebileceğim gözler. Sonra arkasında bir ışık parlıyor ve benden uzağa götürüyor gözleri. Terler içinde uyanıyorum. Masanın üzerindeyim hala. Cihan karşımda duruyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“İyi misin?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Elbette, neden sordun ki?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Gözlerin kan içinde. Ayrıca bazı sesler duydum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Her zaman ki o rüyayı gördüm Cihan.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Biliyor musun, bu yolculuğu yapacak doğru kişi olduğunu düşünmüyorum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sinirleniyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Ne halt etmeye 25 senedir çalışıyorum zannediyorsun?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Bak, çabaların boşa gitmeyecek ki. Sadece senin yerine başkasını yollarız.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Olmaz.” Diyorum. “Risk alamayız.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Her sabah yaptığım gibi saat 7’yi 10 geçe, Gönül Çelen kafede kahvemi yudumluyorum. Yine her sabah olduğu gibi Dilek’in işe gitmek üzere kafenin yakınlarından geçmesini bekliyorum. Böylece onun tatlı yüzünü görebileceğim. İşe başladığından beri neredeyse hiç görüşemiyoruz. Benim için önemli değil. Sabahları burada onun yüzünü görmek, tüm günümün güzel geçmesini sağlıyor. Dilek, o sabah bir değişiklik yapıyor ve kafeye giriyor. Bir kapuçino alarak yanıma oturuyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Bak,”diyor, “Seninle fazla görüşemiyoruz son zamanlarda. Ama bu seni umursamadığımı göstermez. Aksine, seni çok özlüyorum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hayatımda ikinci defa dilim tutuluyor. Neyse ki, Dilek konuşmaya devam ediyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;“Şey, bu gece yemeğe gidelim mi? Ne dersin?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;Akşam yemeğimi özenle yiyorum. Koca bir tabak salata. İçinde mısır, domates, aysberg, ismini bilmediğim başka sebzeler ve çeşitli soslar var. O gece Dilekle yediğimin aynısı. Tek fark, onun yanımda olmaması. Özenle yiyorum çünkü bu benim teknik olarak son akşam yemeğim olabilir. Teknik olarak diyorum çünkü son 25 senedir yediğim yemeklerin hiçbir tadı yok.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;Yarın sabah ilk iş geçmişe, o güne döneceğim. Ve tüm hayatımı değiştireceğim. Dilek ile beraber sonsuza kadar mutlu yaşayacağız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Saat 7’yi 10 geçiyor. Gönül Çelen kafede kahvemi yudumluyorum. Dün akşam hayatımın en güzel gecesini Dilek ile beraber geçirdim. Bu kadar mutlu olduğum başka bir an yoktur belki de. Sonra Dilek geçiyor yanımdan. Esmer uzun saçlarını geriye atıyor. Şöyle bir başını çevirip bakıyor bana puslu camın ardından. Karşıdan karşıya geçmek için yaya geçidinin önüne geliyor. Birden irkiliveriyor. Yayalara kırmızı yanmasına rağmen karşıya koşarak geçmeye çalışan yaşlı adamı görüyor. Böyle devam ederse adama çarpacak kamyonu görüyor. Zaman o anda duruyor. Yaşlı adam o anda duruyor. Sanki bir şeylerin farkına varmış gibi. Dilek’in koşuşunu görüyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Adamı kurtarıyor…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Sonrası karanlık…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            *****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            “Bunu yapmak istediğine emin misin?” diye soruyor Cihan son bir kez.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;                        &lt;/span&gt;“Daha önce de söylediğim gibi dostum. Beni bu kararımdan hiçbir şey geri döndüremez.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            “Pekala. Yolculuk sırasında o zamanı düşün. İyi hatırlayıp hatırlamadığını sormayacağım bile. Unutma, bir şeyleri değiştirebilmek için yalnızca 5 dakikan olacak.Bu zamandan sonra makine seni geri getirecek. O yüzden elini çabuk tut. Ve biliyorsun, bu makineyi tekrar çalıştırma olanağımız olmayabilir. İşini hallettiğinden emin ol.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            İşte o anda her yanımı bir heyecan kaplıyor. Düşünemez oluyorum. Onunla ilgili her anı birer birer aklıma geliyor. Titreyerek konuşuyorum. “Her şey için sağ ol dostum.” Omzuna dokunuyorum, o da kemerimi takıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            “Her şey hazır. İşlem başlatılsın.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Gözlerim kararıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Neredeyim ben? Etrafıma bakınıyorum. Eski bir sokak. Sokağın başında bir saat kulesi var. 7:07’yi gösteriyor. Bu demek oluyor ki yalnızca birkaç dakikam var. Koşuyorum. Tanıdık bir şeyleri görene kadar koşuyorum. Sokaklardan dönüyorum ve bir kavşağa geliyorum. Kalbim gümbür gümbür atıyor. İşte o sokak. İşte ışıklar. İşte kafe, az ilerde duruyor. İşte ben. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            İşte o. Az önce 25 sene önceki bana bir bakış attı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Tüm bunları durdurmak için tek bir şansım var. Karşıya geçmesini engellemeliyim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Karşıya geçmek için duruyor. Buna izin vermemeliyim. Etrafıma bakınıyorum. Gelecek adamı arıyor gözlerim. Bir yandan da sürekli Dilek’e bakıyorum. Geçmek için yelteniyor sanki. Kalbim bu kadarını kaldıramaz. Yola atlıyorum onu durdurmak için. Bağırmaya çalışıyorum. “DUR! SAKIN KARŞIYA GEÇME” diye. Ama sesimi bir tek kendim duyabiliyorum. O, beni görünce yola atlıyor. O an, her şeyi anlıyorum. Ve boğazıma takılan düğüm sebebiyle olduğum yerde kalıyorum. Beni ittiriyor ama kendisini kamyondan kurtarmak için zamanı kalmıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            O güzel yüzü, yorgun ama mutlu bakışları, eşsiz siması… Hepsi, bir ışığın altında yok oluyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Ben, bugün, bir zaman makinesi icat edip, yıllar boyu sürecek çabalar sonucu, bugüne dönerek onu kurtarmanın hayallerini yaşıyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Ben, bugün, lanetlenmiş kaderimin son zincirini tamamlıyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Ben, bugün, gençliğimi kurtarmaya çalışırken aslında onu yok ettiğimi fark ediyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Kendime tüm bu yaşananları haykırmak istiyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Zaman makinesini parçalıyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;            Yaşadıklarımın hiddeti içinde kendi hayatımı, tekrar ve tekrar… yok ediyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;*****&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;Kader…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Onu değiştirebileceğini düşünüyorsan eğer, bil ki ona sebebiyet vermek üzeresin. Ancak, “Yapacağın şeyden şu an vazgeç.” diyemem, çünkü kader, vazgeçmenin sebebiyet verdikleri de olabilir. Bu yüzden kader, seni derin bir çaresizliğe hapseder. Umudunu kaybetmene yol açar. Sana asla açık bir kapı bırakmaz. Kader, oyunun sonudur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ya da başlangıcı…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8998442317302378234-2174086514748989385?l=batiali.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/2174086514748989385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/2174086514748989385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://batiali.blogspot.com/2007/08/gnl-elen.html' title='Gönül Çelen'/><author><name>Batı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04253049522390727186</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://tn3-2.deviantart.com/fs14/300W/f/2007/041/5/4/gatinho_in_the_tide_by_poivre.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8998442317302378234.post-4103660221440487853</id><published>2007-06-24T01:37:00.000-07:00</published><updated>2007-06-24T01:40:19.921-07:00</updated><title type='text'>Öylesine</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle anlar vardır ki&lt;br /&gt;Hep bir yerlerde karşına çıkar&lt;br /&gt;Aynası olur ruhunun,&lt;br /&gt;Bakmaya korkarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle ağlayışlar vardır ki&lt;br /&gt;Kuşkusuz tanımadan hayatı&lt;br /&gt;Düşman kesiliriz&lt;br /&gt;Kolayca dökülür gözyaşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bakışmalar vardır ki&lt;br /&gt;Kim olduğunu unutursun bir an&lt;br /&gt;Onun gözleri senin gözlerin,&lt;br /&gt;Yaşama anlamın oluverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle düşler vardır ki&lt;br /&gt;Gözünü açmak istemezsin&lt;br /&gt;Maviye sarılır, pembeyle dans eder,&lt;br /&gt;Siyaha boyun eğdirirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir umut besliyorum ki içimde&lt;br /&gt;Tüm düşmanlarımla barışıp,&lt;br /&gt;Tüm hatalarımı kabullenip,&lt;br /&gt;Tüm korkularımı unutuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öylesine nefes alıyorum.&lt;br /&gt;Zorunda değilmişim gibi&lt;br /&gt;Öylesine kahkaha patlatıyorum.&lt;br /&gt;Hiç komik değil ama.&lt;br /&gt;Öylesine ağlıyorum,&lt;br /&gt;Öylesine seviniyorum,&lt;br /&gt;Öylesine inanıyorum birşeylere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen ben,&lt;br /&gt;Öylesine yaşıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8998442317302378234-4103660221440487853?l=batiali.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/4103660221440487853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/4103660221440487853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://batiali.blogspot.com/2007/06/ylesine.html' title='Öylesine'/><author><name>Batı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04253049522390727186</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://tn3-2.deviantart.com/fs14/300W/f/2007/041/5/4/gatinho_in_the_tide_by_poivre.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8998442317302378234.post-8336305135118183254</id><published>2007-05-05T17:05:00.000-07:00</published><updated>2007-06-07T12:49:38.539-07:00</updated><title type='text'>Bilsem bildiğini...</title><content type='html'>Üç azılı düşman.&lt;br /&gt;Eşsiz tasarımlar doğururlar kendilerinden,&lt;br /&gt;Bir kaleme karşı, fırçalar, notalar&lt;br /&gt;Bir resme karşı dizeler, şarkılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kadim dost.&lt;br /&gt;Sırt sırta savaşırlar her zaman,&lt;br /&gt;Karşılarında ise yalan, keder, özlem&lt;br /&gt;Verilmiş, sahipsiz yeminler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç büyük erdem.&lt;br /&gt;Yol göstersin bizlere,&lt;br /&gt;Korkaklar, sinsiler, düzenbazlara karşı&lt;br /&gt;Cesurlar, samimiler, dürüstler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç sevgi sözcüğü.&lt;br /&gt;Anlatabilse keşke derdimi,&lt;br /&gt;Gözlerime bakmanı istemem çünkü&lt;br /&gt;Dayanamaz dökülür gözyaşlarım.&lt;br /&gt;Çünkü senin gözlerinde gördüğüm,&lt;br /&gt;Kendi sefilliğimde&lt;br /&gt;Yine çocuk olurum&lt;br /&gt;Bacaklarım tutmaz,&lt;br /&gt;Yıkılırım yerlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sana derdimi anlatabilmek için&lt;br /&gt;Üç azılı düşmandan,&lt;br /&gt;Üç kadim dosttan,&lt;br /&gt;Ve üç büyük erdemden,&lt;br /&gt;Sadece birer tane seçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seni çok özledim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img240.imageshack.us/img240/5806/wtrstockbydreamtravelerlu0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 370px; height: 247px;" src="http://img240.imageshack.us/img240/5806/wtrstockbydreamtravelerlu0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img240.imageshack.us/img240/5806/wtrstockbydreamtravelerlu0.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8998442317302378234-8336305135118183254?l=batiali.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/8336305135118183254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/8336305135118183254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://batiali.blogspot.com/2007/05/bilsem-bildiini.html' title='Bilsem bildiğini...'/><author><name>Batı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04253049522390727186</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://tn3-2.deviantart.com/fs14/300W/f/2007/041/5/4/gatinho_in_the_tide_by_poivre.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8998442317302378234.post-5901553408408047736</id><published>2007-04-19T10:52:00.000-07:00</published><updated>2007-04-19T11:01:38.522-07:00</updated><title type='text'>Kısadan...</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Herşeyini adıyorsun önce&lt;br /&gt;Bir an havada görebilmek için&lt;br /&gt;Koşuyorsun düşüyorsun&lt;br /&gt;Tutuyorsun, tutunuyorsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanıyor ellerin, kesiliyor.&lt;br /&gt;Damla damla kan akıyor toprağa,&lt;br /&gt;Kurbanın bu göğün ve yerin efendisine&lt;br /&gt;Umursamıyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman bırakma elinden özgürlüğü,&lt;br /&gt;Çünkü ulaştı o, peşinde vaatleriyle.&lt;br /&gt;Peşinde sen, koşuyorsun hala,&lt;br /&gt;Işıl ışıl gözlerle takip ediyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haykırsan duyurabilir misin sesini?&lt;br /&gt;Yada sanıyor musun duymak ister seni?&lt;br /&gt;O artık özgür, bir anlığına olsa da,&lt;br /&gt;Unuttu beni, seni, hepimizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterince sıkı sarılsam,&lt;br /&gt;Bir gün beni de götürür mü acaba?&lt;br /&gt;Uzaklara, bencilliğimden, kibirimden,&lt;br /&gt;Korkaklığımdan uzaklara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerim birden açılıyor&lt;br /&gt;İpler sarkıyor hızla&lt;br /&gt;Ve uçurtmam, benim,&lt;br /&gt;Özgür, özgürüm.&lt;br /&gt;Artık yuvada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yuvadayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://img391.imageshack.us/img391/2322/kitebybigheartaz2.jpg" alt="Image" title="Image" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8998442317302378234-5901553408408047736?l=batiali.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/5901553408408047736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8998442317302378234/posts/default/5901553408408047736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://batiali.blogspot.com/2007/04/ksadan.html' title='Kısadan...'/><author><name>Batı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04253049522390727186</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://tn3-2.deviantart.com/fs14/300W/f/2007/041/5/4/gatinho_in_the_tide_by_poivre.jpg'/></author></entry></feed>
